7 Ekim 2008 Salı

Sanatseverin Köşesi: Holivut Filmlerinin Yıkılamayan Tabuları

· Hiçbir Holivut filminde zenci, Çinli, Rus, Arap gibi azınlık kesimden veya yabancı uyruklu insanlar kötü adam olmaz. Millet galeyana gelir, ayaklanır, iç savaş (sivil vor) çıkar diye yabancıları kötü yapmazlar. Ve eğer ki kötü adam olacaklarsa, iyilerden de belirli bir kat sayıda aynı ırktan insan mevcut bulundurulur (Çekler 1e 1, Çinliler 1e 3, zenciler 1e 5, Fransızlar 1e 7, Araplar 1e 15). Holivudun kötü adam yapmaktan çekinmediği iki yabancı ırk ise İngilizler ve Türklerdir; İngilizlere garezi oldukları için, Türkler de çok koyun millet olduğu için. Zaten içinde Türk geçen filmlerin özünde “Lan bu Türkler Geceyarısı Ekspresine bile laf etmediler, demek ki tepelerine sçsak ses çıkarmazlar” düşüncesi hakimdir.

· Holivudun ekşınla yüklenmiş filmlerinde, en heyecanlı sahnelerde “Rın-Tın, Rın-Tın” diye milletin heyecanını doruğa ulaştıracak arka plan müzikleri mutlaka bulunur. Bunda tabi ki sorun yok. Ama heyecanlı sahne bittiğinde ve de iyiler kazandığında öyle bir ‘iyilerin kazanma müziği’ çalar ki, filmde ne atmosfer kalır ne de karizma. Sanırsınız film değil bayram yeri. Diyelim ki Amerikan başkanı acaip tehlikeli bir durumda. Sahne bitene kadar elli Amerikan vatandaşı ölür, ama başkan kurtulur. İşte bu müzik bize; “Yaşasın, belki elli vergisini ödeyen Amerikan vatandaşı öldü ama ekşın sahnesinin sonunda iyiler galip çıktı. Hadi, sevinin, gülün eğlenin, gün bugündür” mesajını verir. Canım, siz de mesela Tayyip Erdoğan için canınızı vermez misiniz (hmmmm)?

· Madem konu müzikten açıldı, bir noktaya daha illaki değinelim. Eğer bir korku filmi uzmanıysanız diyeceğimi zaten biliyorsunuzdur, amma ki “Abi ben korku filmi seyredemiyom, çünkü korkuyom”cuysanız, o zaman dikkatli okuyun. Şimdi korku dolu sahnelerde yine arkadan “Ayy, çok gizemli, acaba canavar mı atlıycak?” müziği çalar ya? Aslında, canavar olsun, zombi olsun, sapık manyak tecavüzcü hatta eliyın olsun bunlar bir düzen içinde masumlara saldırırlar. O arka planda çalan müzik var ya? Hah işte o. İşte o müziğin bir ara duraklamasını beklerler. Yani fon müziğinin sesi kesildi mi anlayın ki biri atlıycak (Minority Report uymamış bu kurala, ödüm bokuma karıştı şerefsizim).

· Canavarlı filmden devam edelim. Eğer “bi canavar serbest kaldı, hepimizin anasını mikecek” türünde bir filmde oyuncuysanız, amman kimseye pislik yapmayın. Çünkü o filmlerde mutlaka birilerine pislik yapan, ipnetor karakterler mevcuttur ve bunlar hem kesin ölür, hem de en vahşi şeklide ölür. Aslında Holivut da haksız değil, zaten bi avuç insan var. E sen jönü de öldüremessin ki. Allah razı olsun Holivudun yaratıkları da akıllı mantıklı hareket ederler hep. Mesela jönü hayatta öldürmezler. Yine mesela bakar bi eleman arkadaşlarını satıyo, onların hayatlarını tehlikeye atıyo, gider hemen bunu yer. Adaletlidir yani. Mahluki adalet deriz biz buna.

· Herhangi bir tür filmde, eğer esas oyuncularda biri illaki ölecekse, bu insan mümkün olan en karizmatik şekilde ölür. Zaten parçalanmak, iskelet olmak falan figüranların işidir. Esas oyuncular ya tek kurşunla, ya kan kaybından –ölmeden önce de seyirciye bir mesaj vererek- vefat ederler. (Hatta Blade 2 bu işin bokunu çıkardı; kötü vampirler Güneş ışığında iğrenç bir sıvıya dönüşürken iyi vampirler pembe bir toz bulutu oluyodu. Ulan demek ki Holivudda Güneşin de adaleti varmış)

· Holivut kanunlarına göre, filmin jönü, en kötü adamı öyle ayı gibi öldüremez. Öldürmeden önce mutlak suretle, bir iki saniye duraklayıp özlü bir söz söylemek zorundadır. Özlü söz söylemeyeni delikanlı saymazlar, jönler kahvesine almazlar. Hatta ADK’nin (Amerikan Dil Kurumu) “Jönler için kötü adamı öldürmeden önce sarfedilebilecek özlü ve karizmatik deyimler ve atasözleri” isimli kitabı her jönün evinde mevcuttur. Bu özlü sözlerden bazıları: “Astalavista beybi”, “Hiç sanmıyorum ahpap”, “Bana bebek deme”, “Cehennemde görüşürüz” ve hatta “Some motherfuckers always try to ice skate up the hill” (bana inanmayan Blade’i seyretsin, zavallı dublajcılar nası çevireceklerini şaşırmışlar) olarak sayılabilir.

· Holivudda kötü adamların da kendi aralarında bi kuralı vardır. Bunlar da mutlaka şerefsizlik sırasına göre ölürler, yani en şerefsiz en son ölür. Siz diyelim kötülerin patronu değilsiniz, patronun sağ kolu, veya sol daşşağısınız, eğer ki siz film esnasında yeterince şerefsizlik yapabilirseniz patrondan bile sonra ölürsünüz (ama nası bi ölüm olur bu, orasına karışmam). Holivut filmleri aslında hayat gibi bir sınavdır. Yönetmen ve senaristler de tanrıdır. Tek fark, yönetmenler cezalarını film içinde verir. Bakın burası önemli, yani hiçbi kötü adam, film bittikten sonra yaptıkları için cezalandırılmaz (Yeşilçam’da öyle miymiş? Erol Taş’a bakkal ekmek bile vermezmiş). Holivudun cenneti de cehennemi de filmin içindedir. Gerçek dünyada böyle olsa heralde dünya çiçek gibi olurdu. Düşünsenize komşu kızına tecavüz ediyosunuz, ertesi gün uzaylı bi canavar gelip sizi yiyo. Valla Holivud’un kestiği parmak acımaz diyorum ve bu yazıma da noktayı koyuyorum...

Hiç yorum yok:

Website counter